Cuma, Mart 04, 2011

TUHAF

tuhaf ...
anlamasıda anlatmasıda...
rüzgar gibi geçti denen cinsten...
kısa sayılabilecek bir telefon konuşması...
naber ? nasılsın? dedi,
numarası değiştiğinden olsa gerek tanıyamadım kaldım öylece...
aloooo !!! benim ben dediğinde zihnimin şimŞekleri çaktı sadece...
kekeleyerek cevap vermeye çalışırken ben,
o sayıp döküyordu ağzına geleni kendince...
kısadan kesip "sana geliyorum evdemisin?" dediğinde...
tüm ödevlerimi ,elimin tersi ile itmiştim bile...
"gel" dedim sadece...
kapattı telefonu.
sonradan sonraya dank etti kafama
ne yerimi nede yolumu biliyordu nasıl olupta gelecekti bana öylece...
av tazısı sanmıştım onu herhalde...
msj atarak adresi yolladığımda
gelen cevap kaba tabirle kapak olacak cinstendi...
kaldır götünü de gel karşıla beni...
gittim usul usul karşıladım tabi...
sanki hep burdaymış ve hergün ben karşılıyormuşum gibiydi
gülüşü, sesi, duruşu...
kucakladığında ayaklarım gerçekten yere değmiyordu artık ...
sarılıştık bir süre
bize kalsa yol üstünde başlardık öpüşmeye
evin yolunu bir çırpıda aldığımızda iliklerimize kadar donmuştuk iyice
filtre kahveye gark etmek isterken ben,
o sadece su ver yeter demekle yetindi
kaldık öylece...
sessizce
derin öpüşlerle geçti bir süre...
ne yapmamız gerektiğini bilemeden bakıştık sadece...
uzun bir geceydi ve biz terlemiştik delice...
uyuyamadık geceyi saran saatlerde...
kah o öperdi dudağımdan kah ben
derken yok olduk sabahın grisinde tenlerimizde...

0 comments: